Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk defa bir şeylerin ters gitmeye başladığının düşünüldüğü dönem, 17. yüzyılın ortalarında Avrupa’ya karşı alınan askeri mağlubiyetlerle başladı. Bu önemli bir adımdı; çünkü bir problemin çözümünde, önce problemin kabul edilmesi gerekir. Fakat bu kabul gerçekleşmiş olsa da uzun yıllar boyunca yalnızca askeri alanda çözüm arandı; çünkü Batı ile Osmanlı arasındaki fark, ilk olarak askeri yenilgilerde kendini göstermişti.
Her geleneksel toplumda olduğu gibi, Osmanlı toplumu da geçmişin daha iyi olduğuna inanıyor, bir “Asr-ı Saadet” olarak gördüğü Kanuni Sultan Süleyman devrinin müesseselerine dönmeye çalışıyordu; yani eskiye bakarak çözümler arıyordu. Ek olarak, yaşanan yenilgilerin nedenini Avrupa’nın ilerlemesinde değil, sadece kendi içlerindeki kusurlarda arıyorlardı. Benzer bir psikolojiyi, 15-16. yüzyıllarda Avrupa devletleri Osmanlı karşısında da yaşamıştı.
Batı'nın üstünlüğünün ciddi biçimde kabulüyle yapılan ilk reform ise, III. Selim (1789-1807) tarafından kurulan Nizam-ı Cedid oldu (1792). Batı usulü eğitim gören,
disiplinli bir ordu olarak planlanan bu yapı; III.Selim’in istediği modern merkeziyetçi sistemi sağlamak için gereken baş unsurdur.
Fakat Nizam-I Cedit dört temel neden yüzünden başarısızlığa uğradı hatta reformcu padişahı tahtından bile etti. Bu dört neden şunlardır:
1) Yeniçeri Ocağı’nın tepkisi:
Devşirme sisteminin terk edilmesiyle birlikte Yeniçeri Ocağı, halktan ayrılmış seçkin ve profesyonel bir militer örgüt olma niteliğini kaybetti. Düzenli maaş (ulufe) alan ve vergiden muaf tutulan yeniçeriler, zamanla zanaat, ticaret ve esnaflıkla uğraşmaya başlayarak halk arasında imtiyazlı bir sınıfa dönüştüler. Ellerindeki ayrıcalıkları kaybetmekten korktukları için Nizam-ı Cedid’e doğal olarak karşı çıktılar.
2) Gelenekçi ulema ve devlet adamlarının tepkisi:
Nizam-ı Cedid ordusu Batı tarzında eğitilen modern bir kuvvetti. Gelenekçi ulema bu orduyu İslam dışı, bid’at bir düzen olarak gördü. Ayrıca, medrese dışı eğitim kurumlarının açılması ulemanın eğitim üzerindeki tekeline zarar verdi. Ulema, Yeniçeri Ocağı’nda da nüfuz kazanarak bu ocağı padişaha karşı bir baskı aracı olarak kullanıyordu.
3) Âyanların tepkisi:
Tımar sisteminin bozulmasıyla taşrada güç kazanan âyanlar, Nizam-ı Cedid’in merkeziyetçi reformlarının kendi çıkarlarını tehdit ettiğini düşündüler. Yeni vergi düzenlemeleri ve devletin doğrudan asker toplama girişimi, ayanların bölgesel yetkilerini ve gelir kaynaklarını sınırlandırıyordu. Merkezî otoritenin güçlenmesi, taşradaki fiilî özerkliklerini kaybetme korkusu doğurdu.
Bu yüzden âyanlar reformlara mesafeli yaklaştılar ya da açıkça karşı çıktılar. Elbette devlete sadık, reform yanlısı ayanlar da vardı.
4) Halkın tepkisi:
Nizam-ı Cedid’in finansmanı için getirilen yeni vergiler, doğrudan halkı etkiledi ve özellikle yoksul kesimde ekonomik sıkıntılara yol açtı. Halk, Batı’dan alınan yenilikleri anlamıyor, bu değişimleri dine ve geleneklere aykırı buluyordu. Batı tarzı askerî kıyafetler, yeni eğitim kurumları ve müzikli törenler ise halkta yabancılaşma ve güvensizlik yarattı.
Bu tepkiler zamanla büyüdü ve 1807’de, disiplinsizlik nedeniyle bir grup yeniçeriye ceza verilmek istenince bu durum “yeni ordunun eski orduya baskı yapması” şeklinde lanse edilince isyan patlak verdi. Bir Yeniçeri subayı olan Kabakçı Mustafa’nın liderliğinde yeniçeriler Topkapı Sarayı’na yürüyüp III. Selim’i tahttan indirerek yerine IV. Mustafa’yı getirdiler ve Nizam-ı Cedid dağıtıldı.
Nizam-ı Cedid denemesi, tarihimizde ilk Batı eksenli büyük reform denemelerindendir; fakat başta Yeniçeri Ocağı ve gelenekçi ulema olmak üzere imparatorluğun Batı tarzı reformlara karşı çıkan unsurları yüzünden başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Ancak bu deneyim, bir reform yanlısı âyan olan Alemdar Mustafa Paşa sayesinde, IV. Mustafa yerine tahta çıkacak olan II. Mahmud için iyi bir ders olmuştur. II. Mahmud, ilk başta yeniçerilerin, gelenekçi ulemanın ve taşrada özerk hareket eden ayanların güvenini kazanıp sonradan bunları bertaraf ederek Osmanlı İmparatorluğu’nu modern merkeziyetçi bir yapıya dönüştürecek ilk adımları atacaktır.
Yorumlar (0)