Hem dünya sinemasında hem de Türk sinemasında, istisnalar olmakla beraber, belirli oyuncular sürekli aynı tarzda karakterleri oynarlar. Daha önce bir aksiyon filminde yer almış bir oyuncu eğer o rolü başarıyla üstlenmişse yeni aksiyon filmleri için cezbedici hale gelir.

Mesela Jason Statham mükemmel bir örnektir. Durakta otobüs beklerken bir afişte resmini görsek filmin adına bakmadan o filmin aksiyon filmi olduğu yönünde çıkarım yapabiliriz.

Aynı durum Kemal Sunal’da da vardır. Farklı farklı bir sürü karakter canlandırmış olmasına rağmen oynadığı birbirine benzer tiplemelerden ötürü kendisinin komedi filmlerinde oynadığını ileri sürebiliriz. Bugün bu konuda istisna olduğunu düşündüğüm birisini inceleyeceğiz: Şener Şen.

Şener Şen Türk tiyatrosu ve sineması dendiğinde ilk akla gelen isimlerdendir şüphesiz. Kimileri Badi Ekrem kimileri Züğürt Ağa kimileri de Muhsin Bey olarak tanır kendisini. Canlandırdığı o kadar karakter vardır ve hepsini de o kadar iyi canlandırmıştır ki izlerken tekrar tekrar hayran olursunuz büyük ustaya.

Komediden drama kadar pek çok farklı türde eserlerde yer almış; kötü adamdan iyi yürekli insana, sert karakterlerden duygusal tiplere kadar çok çeşitli karakterlere hayat vererek Türk sinemasının en geniş rol yelpazesine sahip isimlerinden biri olmuştur.

Peki, Şener Şen’i bu kadar büyük bir usta yapan nedir? Bence asıl mesele, onun yalnızca iyi bir oyuncu olması değil, canlandırdığı karakterleri gerçekten yaşıyormuşçasına seyirciye hissettirmesidir. Şener Şen’i izlerken karşımızda bir oyuncu varmış gibi değil, sanki o karakter gerçekten varmış ve bir köşede hayatına devam ediyormuş gibi gelir. Her rolünde bambaşka bir insan olup çıkar karşımıza.

Ayrıca Şener Şen için ana karakter olmak ya da yan karakterlerden biri olmak önemli değildir. İster başrolde olsun ister yan rolde olsun, oynadığı her karakteri akılda kalıcı yapmayı başarır. Çünkü yalnızca ezber yapıp replik söylemez; jestiyle, mimiğiyle, sesiyle o karakteri ete kemiğe büründürür. Onun filmlerini izledikten sonra bazı replikler hayatımıza girer hatta bazı sahneler hafızamızda yıllarca yer eder.

İşte bu yüzden, Şener Şen yalnızca bir oyuncu değildir. O, Türk sinemasının yaşayan hafızasıdır. Onu seyretmek hem geçmişe hem de bugüne bakmak gibidir.