“Dil sürçmesidiye bir şey yoktur. Bilinçaltında saklanan bir gerçeğinbilinçsiz bir anda ağızdan çıkması vardır.” -Sigmund Freud

Toplum tanımıyladil sürçmesi, bir şey deme niyetiyle ağzımızı açtığımızda herhangi bir sebep olmaksızın başka bir şeyin ağızdan çıkmasıdır.

Örneğin: Karşıdakiyle konuşurken Ahmet yerine Mehmet diyebilir, size olan sevgim diyecekken nefretim diyebilir veya umarım olur yerine umarım olmaz diyebiliriz.

Toplum bunların yalnızca “yanlışlıkla” ağızdan çıktığını düşünür.


Freud’a göre ise bastırdığımız his, düşünce ve dürtülerimizi bilinçdışında depolarız. Ego ise bilinçdışındaki bu olguları dışa vurma konusunda sansür uygulamamızı sağlar çünkü utanç, tabular, imaj, gelenekler gibi etkenler sebebiyle dışa vurulmaları hayatımızı zorlaştıracak sonuçlara yol açabilir.Ancak bazı boşluğumuza gelme, savunmasız hissetmeveya dalgın olma gibi durumlarda bu sansür çalışmayabilir ve “dil sürçmesi”adı altında bastırdığımız olguları dışa vururuz.

Az önceki örneklerebakacak olursak Ahmet derken aslında Mehmet’i özlemiş, sevdiğimizi söylediğimiz kişiye karşı aslında bastırdığımız bir nefrete sahip olmuş veya umarım olur diyeceğimiz şeyin içten içe olmamasını istiyorolabiliriz.

Yani bu dil sürçmelerini “ruhun kazara açılan pencereleri” olarak tanımlar.



Günlük Yaşamın Psikopatolojisi (1901) kitabından ve Freud’un notlarından esinlenerek verilebilecek örneklere bir göz atalım:


  1. Yanlış isim söyleme:Bir konferansta Freud, tanıdığı bir kişiye “Bay Müller” demesi gerekirken “Bay Meyer”diyor. Sonradan fark ediyor ki Meyer adındakibaşka biriyle ilgili kafasındaçözülmemiş bir mesele var; bu kişi o an aklından geçmiş.


  1. Sözü yarıda bırakma: Tanıdığı, Freud’a önemli bir mektuptan bahsederken mektubun yazarının ismini hatırlayamaz. Bir süre sonra anlaşılıyor ki bu kişi, yazarla ilgili hoş olmayan anılarınıhatırlamak istemediği için zihni ismi “unutmuş”.


  1. Kelimelerin birbirine karışması: Freud, bir hastasından “Trauer” (yas) kelimesini duyması gerekirken, hasta “traurig” (üzgün) ile “trauen” (güvenmek/evlenmek) kelimelerini karıştırıyor. Karışıklığın sebebi, hastanın yas durumunu anlatırken bilinçdışı olarak evlilikle ilgili bastırılmış duygularının devreye girmesi.


  1. Yanlış kelime kullanımı: Bir politikacı, konuşmasında “İngiltere ile dostane ilişkilerimizden dolayı gurur duyuyoruz”demek isterken “düşmanca ilişkilerimizden” diyor. Freud’a göre, politikacının içten içe İngiltere’ye karşı olumsuz duygular beslemesi bu sürçmeye yol açıyor.


  1. Kitap adı karıştırma: Freud bir arkadaşına bir kitap önermek isterken, önerdiği kitabın adını yanlış söylüyor. Söylediği yanlış isim, o sıralar zihninde çok yer kaplayan başka bir olayı çağrıştırıyor.

Bu örneklerde hep aynı mesajı verir: “Sürçmeler, zihnin bastırılmış içeriklerinin küçük kaçış yollarıdır.”



Elbette modern psikoloji buna tamamıyla katılmıyor. Ancak tamamıyla da reddetmiyor. Gerçekten yanlışlıkla veya başka sebeplerden olabileceği gibi, arada bilinçdışını da dışa vurduğumuzu savunuyor. Elbette hangisine katıldığınız bütün olasılıkları okuyup değerlendirdikten sonra size kalmış:)